KUR'AN ARAMA



Kur'an Kaynaklı Aydınlanma...

20/12/2007 - PUTLAŞTIRILMIŞ KİŞİLERDEN DİNİ KURTARALIM

Uydurmaları açıklayıp dini Kuran’ın denetimine teslim ederken, adeta putlaştırılmış, tartışılmaz sanılan kişilerin hegemonyasından dini kurtarmak gerekir. Bu sağlanmadan Sunni ile Alevi, Şii ile Hanefi, Şafi ile Caferi kucaklaşamaz. Daha doğrusu herkes putlaştırdığı, tartışılmaz gördüğü insanlardan dinini kurtarıp, tek tartışılmaz olarak Kuran'ı ilan edecektir ki herkes Sunniliğinden, Aleviliğinden, Şiiliğinden, Hanefiliğinden kurtulup bir tek Müslüman olabilsin. (Bu arada biz de kelime manası olan gerçek sünnete tabi olma konusunda Sunni, Hz. Ali'yi sevme manasında Şii ve Alevi'yiz. Fakat bizim karşı olduğumuz bu kavramların sözlük anlamı değil, sosyolojik olarak kazandıkları anlam ve İslam'ın içinde oluşturdukları Kuran'a ilavelerle dolu olan mezhepsel yapılardır.)

Yorum (0) :: Bağlantı

10/12/2006 - Kur'an niçin Arapça?

Kategori: ALINTILAR

 

Kuran’ı anlamanın ilk şartı doğru ve dürüst bir niyete/inanca sahip olmaktır.

Dünyanın en iyi Arapça uzmanı bile olsa, bu özelliğe sahip olmayan kimseler Kuran'ı gereği gibi anlayamaz. Bir sebebi Kuranda iman ararsak bulamayız. Keza Önce İman sonra Kur’an. Yoksa 10 defa okuduğumuzdan bile bir şey anlayamayız.

 

VE Kuran, “Ey Arapça bilenler” diye inmemiştir, “Ey iman edenler” diye hitap eder. Fakat bu düşüncelerim Arapça öğrenmeye mani değildir ve öğrenmemeye bahane teşkil etmemelidir. Okuyalım anlamını bilelim ve Arapçayı öğrenelim. Aklını kullanarak iman eden geçmiş atalalarını ve din bilginlerini putlaştırmayan zanna tabi olmayan ve dini sadece Allah'a has kılan müminler Kuran'ın mesajını anlarlar. Allah, onlara Kuran'ı öğretir.

 

Kuran'ı hakkıyla öğrenmelerinin sebeplerini yaratır. Aklını kullanmayıp heva ve heveslerine uyanlar, atalarını putlaştıranlar, zanni rivayetleri din edinenler, Allah'ın hükmüne başkalarını ortak koşanlar ömür boyu uğraşsalar da Kuran'ı anlayamaz. Ya da uğraşmayıp Biz kimiz ki kuranı anlayalım derler.

Ayrıca Kuran: Araplar için çoğul ifade olan "A'rab" إ'راب kelimesini kullanır ve Arap olmayanlar için ise "A'cem" إسيم kelimesinin çoğulu olan "A'cemin" إسيمين kelimesini kullanır Acemi (Acemiy) ve Arabi (Arabiy) kelimeleri ise sürekli olarak dil tanımında kullanılır.

 

Arap ve Acem kelimelerinin sonuna eklenen "i" harfi bu kelimelerin anlamını Arapça ve Acemceye çevirir. Nitekim Arabi kelimesinin geçtiği bütün ayetlere bakarsak hepsinin Arapça anlamına geldiğini göreceksiniz [12,2; 13.37; 16.103; 30.113; 26.195; 39.28; 41:3,44; 43,3; 46.12]. Aynı şekilde Acemi
Kelimesinin geçtiği ayetlerde de bu kelime, "yabancı dil" anlamında kullanılır [16.103; 41.44].

 

Din hakkında 2 kelime duyup ve öğrenip bunu hemen kendi lehine çeviren ve çevresinde saygı gören kişiler, yorumlarını dinleştirme adına aşağıdaki şu iddiayı ortaya atmaktadır.

_”Kur’an’ı siz anlayamazsınız Kuran Arapça değil Rab’çadır. Ancak bizler anlar ve anlatırız. Bu konuda söz sahipleri biz ve âlimlerimizdir.

_Bizler Allah’ın bildirmesiyle biliyoruz bunun adı da Rab’ça okumaktır.” denilmektedir.

Eğer Kur’an Rab’ça ise Rablere inmesi lazım ve hiçbirimiz Rab değiliz. Rablere hitap eden kitap bize niye insin? Rab’ça bir kitap insanlara bir şey anlatmaz, insanlara insanca gelen kitaplar yol gösterir.

Kur’an Rabbin kelamıdır. Ama Arapçadır Rab’ça değil. Ve Arapça oluşunun nedeni, gönderildiği toplumun kullandığı dil oluşundadır. Zaten Arapça konuşan bir topluma başka bir dille kitap göndermek elbetteki düşünülemezdi.Diller değişken vahiy sabittir. Arapça Yalın ve anlaşılır bir dil içermektedir. Kastedilen anlamda Rab’ça değildir. Keza ayetlere bakıldığında bu rahatlıkla anlaşılabilir. Övünür, yüceltirken bile Apaçık Şirke giren bir toplumda yaşamak oldukça üzücü bir durum!

[ Allah’ın(c.c.), vahyi, dini gönderdiği toplumun Arap dilini bilmeyenlerin o dili anlamaları mümkün olmadığı halde onları sorumlu tutması düşünülebilir mi? ]

 

Cevap: Allah vahyi hangi topluma göndermişse onların dili ile göndermiş ve bildirmiştir. Bkz:

 

(Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir. / Kur'an-ı Kerim - İbrahim Suresi 4.Ayet

 

 

Alıntı Adresi ve Tam Metin : http://blindpoint.sitemynet.com/arapcaindi.htm

Yorum (5) :: Bağlantı

20/11/2006 - "anlaşılmak ve yaşanmak"

Kategori: ALINTILAR

Kur'an içindeki okunup anlaşılmak ve yaşanmak için gönderilmiş bir kitaptır. Düşünce ve davranışları esas teşkil etmek üzere gönderilmiş bir kitaptır. O bakımdan ben şahsen Peygamber (S.A.V.)’in sünnetini, Kur'an'ı ahlak edinmektir şeklinde ağyarını mani, efradını cami olduğuna inandığım bir deyimle deyimlendirmek, tarif etmek istiyorum. Hadisi de şahsen Peygamberin sözleri olarak değil, onun söylediği söylenen sözler olarak algılıyorum. Bu bakımdan biz ondan bizzat işittiğimiz bir söz olsaydı Allah'ın Rasülü olduğu için bu yanlış, dinde sen yanlış yapıyorsun demek mevkiinde değildik. Elçisini düzeltmek yetkisi elbette o elçiyi seçen ve gönderen Allah'a aittir. Bizler elçisini düzeltecek değiliz. Ama aradakileri düzeltmek, biz de aradakilerden birileri olduğumuza göre elbette vaktiyle eleştirip kitaplarına yüz binlerce rivâyetin şu kadarını alanlara hak olduğu gibi kıyamete kadar herkesin hakkı olacak. Kimsenin hakkını elinden de kimse alamaz.

Ercüment Özkan

Yorum (2) :: Bağlantı

20/11/2006 - "Oku" yazmıyormuydu? - Karikatür.

Kategori: ALINTILAR

İktibas Forumlarından alınmıştır.

Yorum (1) :: Bağlantı

20/11/2006 - Peygamberim...

Kategori: ALINTILAR

İbrahim’in soyu için yaptığı dua
Yeni değil , Adem’den beri aynı dava .
Ona düşen yalnızca vahyi duyurmak
Kötülüğü yasaklayıp , iyiliği buyurmak .

 

Önceden bilmezdi , kitap nedir , iman nedir
Hem yetimdi , hem ümmi , hem de fakir .
Allah , onu şaşırmış bulup yol gösterdi
Ümmetinin hâli onun en büyük derdi .

 

Allah onu yetim bulup barındırdı
O da Kitabı , Hikmeti öğretip arındırdı .
Allah’ı seven Resule uymalı
Hayat veren çağrısını duymalı .

 

Güzel ahlâkı Kur’an’dan ibaret
Gönderiliş gayesi âlemlere rahmet .
Emrolunduğu gibi dosdoğru
Allah’ın bize en büyük lütfu .

 

Cihad meydanında en önde savaşan mert
Allah yolunda harcamada en cömert .
Mü’mine karşı şefkatli ve merhametli
Kâfire karşı azametli ve şiddetli .

 

İnsan haklarının şahıdır Veda Hutbesi
Son Peygamber ‘dir onun rütbesi .
İnsanlar arasında Kur’an’la hükmederdi
Kızına bile “ Bana güvenme ” derdi .

 

Sadece kendine vahyolunana uyardı
Şahsı için değil Allah için öfke duyardı .
Mü’minlere kendi canlarından yakındı
Hep sabırlıydı , ne şikayet etti ne yakındı .

 

Yemek yer , çarşılarda dolaşırdı
İnsanlar iman etsin diye uğraşırdı .
Bir beşerdi , değildi asla melek
Tâbi olunacak en güzel örnek .

 

Yalnız Allah’a güvenip , dayanırdı
Allah’ın boyasıyla boyanırdı .
Kâfirlere dost olmaz , boyun eğmezdi
İnanmadılar diye helâk olmaya değmezdi .

 

Yalanladılar onu , bu resullerin kaderi
Şahsı için değil , ümmeti içindi kederi .
Tebliğine karşı istemedi bir ücret
Ne söylediyse dinle ve itaat et .

 

Sadece Rabbimize davet ederdi
Gecesini gündüzünü bu davaya verdi .
Allah’ın bir tek ilah olduğu vahyolundu
Rabbimiz söz verdi Makam-ı Mahmud’u .

 

OĞUZ BAKAR , 7 MAYIS 2004

Gerçekten Peygamberimizi ve Görevini çok iyi tanımlayan estetik yönü de güçlü bir şiir. Sayın Oğuz Bakar'a teşekkür ediyorum.

Yorum (0) :: Bağlantı

12/11/2006 - Dosdoğru yolun sapkın akımları...

 

Günümüz İslam dünyasında (!) farklı mezheplere ayrılmış olan müslümanlara (!) şu soruya (ayete) verecekleri cevap merak konusu !

 

"Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH´ın ayetleridir. ALLAH´tan ve ayetlerinden başka hangi hadise (söze) inanıyorlar?" Kur'an-ı Kerim - 45:06

 

Kuran´daki İslam´ı tanımayanlar adına, bu sorunun cevabını bizler verelim ...

 

Sünnilik - Alevilik - Bektaşilik - Aczmendilik - Nurculuk - Süleymancılık - Hanefilik - Malikilik - Şafilik - Şiilik - Mevlevilik - Nakşibendilik ... Kısacası, " Müslümanlık " dışında kalan tüm akımlar veya inanışlar (?) İşte tüm bu akım veya inanç sistemi izleyicileri, Allah´ ın ayetleri (sözleri) dışında, bu akımlardan çıkan fikir ve bu akımları ortaya çıkaran beşerlerin, sözlerine uymaktadırlar.

 

Şeyhler - Evliyalar - Alimler - Dervişler - Hacılar - Hocalar - Vaizler - İmamlar - Papazlar - Rahipler - Hahamlar ... Kısacası, " Müslümanlar " dışında verilen her türlü kimlikler bunlara örnektir.

 

Ve bu izleyiciler, Allah´ ın ayetlerini dinlemeyip, inadına bölünmekte ve bu politikalarını halen devam ettirmektedirler.

 

Oysa Allah, inanç ve fikir bakımından, birbirimizle kardeş olmamızı istemiştir.  Fikir ayrılığı bir toplumda bol ise, o toplumda huzur eksiktir. Bir toplumda, kökleşmiş ve herkes tarafından benimsenmiş bir inanç sistemi yoksa, o toplum yok olmaya mahkumdur. Kardeşlik duygusunu (vicdanen) içine sindirememiş olanlar, sonsuza dek birbirilerine düşman kalırlar.

 

İslam, toplumların, kardeşlik içinde olmasını istemekle aradaki düşmanlık bağlarını da koparmıştır aynı zamanda. Ancak bu söylenenler, mesajın tam anlaşılabildiği ve uygulanabildiği toplumlarda geçerlidir. Mesajı anlamamakta direnen bağnazların önder olduğu bir toplumda, iç çatışmalar bitmek - tükenmek bilmez.

 

Kitabı okumayan ve Allah´ ın ayetlerine uzak olan zihniyetler, kendilerine önder (imam) ettikleri kimlikler ile gömülecekler ve yine onlarla çağrılacaklar. (KUR'AN:17:71)

 

Bu önderler, atalarından kalma ve Allah´ ın ayetlerine uzak olan fikir veya akım öğretilerini, halka empoze etmeye çalışıyorlar ise, vah hallerine onların ve onlara uyanların ! (KUR'AN:2:170 - 171)

 

Bunlar, " Hanif " olan, Hz. İbrahim´ in örnek hayatını incelememişler midir ? İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyan; tektanrıcı (hanif) bir müslümandı. Hiç bir zaman ortak koşanlardan olmadı. (KUR'AN:3/67)

 

Peki, Hz. İbrahim´ in, Allah´ ı birleyen tektanrıcı (hanif) müslüman (teslim olan) oluşunu anlayamayan, putperestçiler (!) bu durumda Allah´ a şirk (ortak) koşmuş - mu sayılıyor ? Yani, Sünniler - Aleviler - Şafiler - Malikiler ... Allah´ ı birlemediler de, O´ na beşerleri (insanları) ortak mı koştular? Ayete göre, evet ve malesef bu, günümüzde de gözardı edilemeyecek bir gerçek haline geldi. (KUR'AN:10:105-106)

 

Bazı cahiller, yukarıda saydığımız kimliklere bürünen ve birazcık din bilgisine sahip olan müşriklerin (ortak koşanların) öğretilerine kurban gittiler, mesajı unuttular.

 

Oysa Allah´ ın huzurunda, bu cahilliklerinin hesabını verecekler. (KUR'AN:43:44)

Allah´ ın mesajını algılayabilenler arasında Hz. İbrahim de vardı.

 

Biz daha önce de İbrahim´e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk. KUR'AN: 21:51

 

Ve İbrahim´ in aynı zamanda (kabul edilen) bir duası da vardı.

 

Rabbimiz, onların arasından, ayetlerini onlara okuyacak, onlara kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları temizleyecek bir elçi gönder. Sen Yücesin, Bilgesin. KUR'AN:02:129

 

Kendisine Allah´ ı dost edinen (KUR'AN:4:125) ve sadece Allah´ a yalvaran (kulluk eden) (KUR'AN:16:120) Hz. İbrahim´ in duası kabul oldu. Allah O´ nun soyundan olan Hz. Muhammed´ i, kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları temizleyecek bir elçi olarak gönderdi. Ve Allah, Hz. Muhammed´ e, şunu tavsiye etti.

 

Nitekim, İbrahim´in dinini bir monoteist olarak izlemen için sana vahyettik; o asla putperestlerden olmadı. (KUR'AN:16:123)

 

Hz. Muhammed´ de, bu mesajı anladı ve ...

 

"Rabbim beni dosdoğru olan yola iletmiş bulunuyor: monoteist olan İbrahim´in mükemmel dinine... O, ortak koşanlardan olmadı." dedi. KUR'AN:06:161

 

Oysa bugünün kavmiyetçi (ayrılıkçı) zihniyeti, bu mesajı anlamadı ve dinlerini parçaladılar.

 

Kendilerine bilgi ulaştıktan sonra sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Belli bir zaman için Rabbinin verilmiş bir söz olmasaydı onların arasında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba mirasçı olanlar da ondan kuşku ve şüphe içindedirler.  KUR'AN:42:14

 

Unutulmamalıdır ki insanı, Allah yaratmıştır. (KUR'AN:19:67) Öyleyse insanı en iyi tanıyan Allah, insana bilmediklerini öğretti/öğretecektir. (KUR'AN:96:5) Acele etmeyiniz. (KUR'AN:21:37) Kendinize Kuran´ ı rehber edinir ve Hz. İbrahim´ in ve Hz. Muhammmed´ in ve diğer Peygamberlerin duyurduğu inanç sistemi olan " hanifliği " ve bu Peygamberlerin tebliğ ettiği din olan " İslam´ ı " benimser ve bunda samimi olursanız üstün gelecek olan sizsiniz. (KUR'AN:3:139) Yok, hala, " monoteist " değilseniz, söylenecek sözümüz kalmamıştır.

 

Yahudiler: "Hristiyanların bir temeli yok," derken, Hristiyanlar da: "Yahudilerin bir temeli yok," dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur. Diriliş günü ALLAH ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.

(KUR'AN:02:113)

 

Makaleyi yazan: E_A

Yorum (2) :: Bağlantı

12/11/2006 - Dinci ve Dinsiz Yobazlık...

Kuran okunan vahiy olarak, Yaratıcımız'ın din adına bizden istediklerinin, ulaştırdığı mesajların toplamıdır. Kuran zamanın değişimiyle oluşacak yeni durumlara da uygun olacak Allah'ın vahyidir. Değişim kaçınılmazdır, ama yeni oluşan şartlara cevap vermek Allah'ın kitabının mucizesidir. Bu mucizevi durum İslam'ın reforma ihtiyaç hissetmemesini sağlar. Fakat iki zümre, dine karşı çıkan dinsizlik yobazı ve uydurulmuş dini bir türlü bırakmak istemeyen dinci yobazın güçleri bu uydurulmuş dine bağlıdır. Dinci yobaz sıkı sıkıya uydurmalarına sarılırken, diğeri işte dininiz budur diyerek prim yapmaya, içinden çıkılmaz sistemi gösterip, insanları dinden kaçırmaya çalışır. Dinci yobaz da kendi dışındakileri cehennemlik ilan ederek uydurmalarına daha çok sarılır. Görüldüğü gibi bu iki zümrenin de sermayesi aynı, ama kullanımları farklıdır. Bu yüzden Kuran'a giderek dinin düzenlenmesinden en çok bu iki grup rahatsız olur. Din düşmanı yobaz, dine saldıracak materyalleri elinden alındığı için bozulacaktır. Dinci yobaz ise geleneğe dönüştürülmüş yapısı elinden alındığı için kızacak ve aforozlama, cehennemlik ilan etme mekanizmalarına sarılacaktır. Gelenekçi din adına bu aforozları yapanların üniversitede kürsüsü olan profesörler; tarikatların, hiziplerin başları olması; geleneksel yapının sözde aydın yazarları olması bizi şaşırtmamalıdır. Kuran bize sosyolojik bir vaka olarak bir fikir ileri sürüldüğü zaman o fikre ilk önce mevcut yapının sivrilmişlerinin, elitlerinin karşı çıkacağını ders vermektedir. Bu yüzden kürsüsünde yıllarca geleneksel dini savunanlar, tarikatını geleneksel yapı üzerine oluşturan şeyhler, kendi otoriteleri sarsılacak, yıllarca emek verdikleri karizmaları depreme uğrayacak korkusuyla Kuran'ın İslam'ına ilk saldıranlar olacaklardır. Hz. İsa'yı öldürmeye kalkanların Yahudi din adamlarının önde gelenleri olduğu şeklindeki tarihsel dersi hatırlamamız, Kuran'ın İslamı'na karşı savaşanların din adamı vasfıyla ortaya çıkışlarına şaşırmamızı engelleyecektir. Dine, din istismarcısının verdiği zararı hiçbir şey vermemektedir. Bunu Müslümanların çoğu, Hıristiyan engizisyonlarının insanları din dışı ilan etmelerinde, papazların günah çıkarmalarında çok iyi görür. Fakat aynı göz ne yazık ki kendi istismarcısının insanları cehennemlik ilan etmesinde, Kuran’a ilave yeni din oluşturmasında aynı hassasiyeti göstermez. Evet Hıristiyan papazlar nasıl dini kendilerinin tekeline almak için insanlara zulmettilerse, aynı zulüm bizim dinimizde de olmuştur. Falanca papazın kerametleri, üstünlükleri, o yüzden dinlenmeleri gerektiğinin hikayeleri nasıl Hıristiyanlıkta anlatılmışsa; bizde de falanca şeyhlerin, imamların, evliyaların kerametleri, üstünlükleri, rüyalarında Allah'ı bile gördükleri, bu yüzden onlara uyulması gerektiği anlatılmıştır.

 

Bize düşen, ArapEmevi saltanatının kendi şahsi görüşlerini dine fatura ederek başlattıkları yozlaştırmaya, Kuran'a giderek son vermektir. Böylelikle insanla çelişik hale getirilen din insanla barıştırılacaktır. çözüm yolu reform değil; Kuran'a uygunluğu ve dönüşü hayata geçirmek, uydurulan sahte kutsalları reddetmektir. Bu hareket mezhepleri birleştirme hareketi de değildir. Zaten uydurmanın birleşmesi de olmaz. Din tektir ve uydurma olanlar atılacaktır. Mezhepler üstü, uydurmalara dayanmayan Kuran, temel ve tek dini kaynak olarak ortaya çıkmalıdır. Emeviler ve Abbasiler Allah'ın dini olan İslam'da reform yapmışlardır ve sırf İslam olan dini Hanefi İslamı, Şafi İslamı gibi isimlere dönüştürerek Allah'tan olanı insansal olana çevirmişlerdir. Bugün yapılması gereken, Allah'ın dininde reform değil, olsa olsa uydurulan dinde reformdur; yani yeniden yapılanmadır. Bu da aslında bir reformdan ziyade öze dönüştür.

 

Yorum (0) :: Bağlantı

12/11/2006 - Kuran'a Dönüş...

Etrafımızda İslam adına sergilenen tüm ilkelliklerden, çirkinliklerden ve çelişkilerden görülenler, kitlelere acilen gerçek dinin anlatılmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu manzaradan rahatsız olan Muhammed İkbal 1920'lerde şöyle diyordu: "Eğer biz İslam'ın bir üstün değerler sistemi olduğunu Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim İslam’ı temsil etmediğimizi söylemek borcundayız.” İkbal'den daha önceki yıllarda yaşayan Muhammed Abduh aynı gerçeği kendi kelimeleriyle şöyle anlatıyordu: "İslam denince akla problemler, çıkmazlar ve çelişmeler geliyorsa, bunun sebebi İslam değil Müslümanlardır. Müslümanların bu asırda Kuran'dan başka imamları yoktur. Ezher'de okutulan ve benzeri kitaplar varolduğu müddetçe, bu ümmet ayağa kalkamaz. ümmeti kaldıracak ruh, ilk dönemde hakim olan Kuran ruhudur. Kuran dışında her şey; Kuran'ı bilmek ve yaşamak arasına konmuş engellerdir.” Mehmet Akif Ersoy ise Kuran'a rağmen dini yozlaştıranların oluşturduğu manzarayı bakın nasıl tarif ediyor: "Eğer İslam’dan maksat Kuran’sa, ortada İslam diye bir şey olmadığını söylemek durumundayız. çünkü Kuran bugün göklere çekilmiş ve yeryüzündeki İslam’ın onunla ilgisi kalmamıştır.” Arap asıllı Amerikalı Profesör İsmail Faruki de aynı manaya gelen kendi tespitlerini şöyle aktarmaktadır: "İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran'dır.”

 

PUTLAŞTIRILMIŞ KİŞİLERDEN DİNİ KURTARALIM

 

Uydurmaları açıklayıp dini Kuran’ın denetimine teslim ederken, adeta putlaştırılmış, tartışılmaz sanılan kişilerin hegemonyasından dini kurtarmak gerekir. Bu sağlanmadan Sunni ile Alevi, Şii ile Hanefi, Şafi ile Caferi kucaklaşamaz. Daha doğrusu herkes putlaştırdığı, tartışılmaz gördüğü insanlardan dinini kurtarıp, tek tartışılmaz olarak Kuran'ı ilan edecektir ki herkes Sunniliğinden, Aleviliğinden, Şiiliğinden, Hanefiliğinden kurtulup bir tek Müslüman olabilsin. (Bu arada biz de kelime manası olan gerçek sünnete tabi olma konusunda Sunni, Hz. Ali'yi sevme manasında Şii ve Alevi'yiz. Fakat bizim karşı olduğumuz bu kavramların sözlük anlamı değil, sosyolojik olarak kazandıkları anlam ve İslam'ın içinde oluşturdukları Kuran'a ilavelerle dolu olan mezhepsel yapılardır.)

 

Ve derler ki "Rabbimiz biz efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de böylece onlar bizi yoldan saptırdılar.”

Kur'an-ı Kerim 

 

Yani Sunni olanlar Ebu Hanife'yi, Şafi'yi, Malik'i, Hanbel'i kutsallaştırıp, din kurucusu haline getirmekten kaçınmalılar, "Ebu Hanife 99 defa Allah'ı rüyasında görecek kadar büyük insandı” şeklinde hezeyanlardan kurtulmalılar. (Bu inanılmaz iddiayı çağrı Yayınları'nın Fıkhı Ekber kitabı 321. sayfada ve Ebu Hanife'yi öven birçok yazıda görebilirsiniz.) Bu arada bu mezhep imamlarıyla beraber Buhari, Muslim, Tirmizi, Ebu Davud ve diğer hadisçiler de eserleriyle Kuran'ın önünde oluşturdukları kalabalığa son vermeliler. Şiiler de bizim imamlarımız masumdur, onlar hiç hata yapmazlar deyip adeta imamlarına Peygamber'in ve Kuran'ın vasıflarını veren hareketlerinden vazgeçmeliler; Kuran dışında kaynak, Peygamber dışında din önderi tanımamalılar. Aleviler de kutsallaştırdıkları dedelerini değil, Kuran’ı dini kaynak olarak önlerine almalılar, Peygamber'in soyundan olmanın kimseye bir üstünlük getirmediğini bilmeliler. Kuran'da Hz. İbrahim'in babasının, Hz. Lut'un karısının nasıl sapıttıkları anlatılmaktadır. Peygamber'ler hayattayken bile yakınları kimi zaman kurtulamazken, Peygamber'in bilmem kaç göbek öteden torununun torunlarının torunlarında üstünlük aramak ve bunu yaparken Kuran'ı, Allah'ın bize rehber, rahmet ve herşeyin açıklayıcısı olarak gönderdiği kitabı (16 Nahl Suresi 89) unutmak olacak şey değildir. Her mezhebin güzel yaptığı bir şeyi de unutmayalım. Her mezhep diğerinin hatalarını, diğerinin eksiklerini çok iyi anlamaktadır. Sunniler, Şiilerin mezhep imamlarını masum ilan edip onlara körü körüne tabi olmalarını çok mantıklı eleştirirler. Fakat sonra kendi imamlarını; Hanefi'yi, Şafi'yi, Malik'i, Hanbel'i tartışılmaz kıldıklarını, din diye Kuran yerine onlara tabi olduklarını unuturlar. Bir mezhebe göre bir farzı yerine getirenin, diğer mezheplere göre haram işlediği birçok husus ortaya çıkar ve sen Hanefi isen bu doğru, Şafi isen şu, Hanbeliysen öbürü doğru derler ve Allah'ın indirdiği din bir iken bir sürü din oluştururlar.

 

Şiiler'in mezhepimamlarını yüceltmelerini çok iyi algılayan göz ne yazık ki kendisi de aynen bir imam bulup ona tabi olmuştur, ama aynı göz onu farkeder, kendini farketmez. Ona sapık der, kendisine ise yegane kurtulacak olan fırka, mezhep diye bakar. Evet belli kişilere tabi oluyorsanız, nedir sizin farkınız? çoğunuza göre kendi tabi olduğunuz kişi en üstün kişi, diğerleri ise sapıktır. Peki hangi kritere ve neye göre? Kriteri Kuran alsaydınız, zaten Kuran dışında dini otorite, dini hüküm koyucu aramamanız gerekirdi. Sorun da zaten burada, Kuran'ı dinin tek kaynağı yapmıyorlar. Birbirlerini kınayıp, aynı hataları kendileri yapıyorlar.

 

Yorum (0) :: Bağlantı

12/11/2006 - Hurafeler ve aklımız...

Evliya diye bilinen kimselerin mezarlarında ip bağlamak, mum yakmak, tel çekmek en sık rastlanan hurafelerdir. Bir yazar şahit olduğu trajikomik olayı şöyle anlatır: “ Bir Bursa gezisinde Osman Gazi türbesinin ve itfaiye kulesinin bulunduğu tepeye çıkmıştım. Etrafı demir korkuluklarla çepeçevre sarılı tepede bir bankın üzerine oturmuş, şehrin o güzelim manzarasını seyrediyordum. Bir ara korkulukların yanında kümelenmiş bir grup kadının yamaçtan yükselen ağaçların dallarına bezler ve ipler bağladığına tanık oldum. O kubbeli mubbeli türbeleri bırakıp da neden bu ağaca dadandıklarını merak ederken söz konusu ağacın el yetişmesi mümkün olmayan, hatta kuşların bile zor konacağı dallarının üzerinde de birtakım bez parçaları bulunduğunu görünce hayretler içinde kaldım. Merakla sağa sola sordum. Bir bilen çıkmadı. Yamaçtaki ağaçların zirvesine o bezlerin nasıl takıldığını kimse açıklayamadı. Sonunda o bölgenin yerlilerinden biri doğru açıklamayı yaptı. Meğer eskiden iftar ve sahur zamanlarını bildirmek için otuz metre ötedeki itfaiye topları kullanılırmış. Bu topların ağzına sıkıştırılan bez parçalarının bir kısmı yamaçtaki ağaçların dallarına çarpıp takılırmış. Böylece türbeleri ziyarete gelen kadınlar tarafından evliya türbesi olduğu zannedilmiş ve ip bağlanmaya başlanmış. Şimdi buraya gelen kadınlar, burada büyük bir evliyanın yattığına ve duaların kabul edildiğine inanıyorlarmış!” Ne yazık ki günümüzde böyle garip adetli, mumlu, bezli türbe ziyaretlerini yapanlar kendilerini “ inançlı” diye adlandırıyorlar. Halkın bir kısmı da bu tarz, İslam’a zıt davranışlar sergileyenlerin “inançlı kişi” olduğuna inanıyor. Oysa bu inanç her neyse Kuran’ın inancı olmadığı kesindir. Bu tarz fiilleri sergileyenler, Kuran’ı üfürük kitabı gibi değerlendirirken, ıslık çalma, gece aynaya bakma tipindeki yasakları dîni bir hüküm, dînin bir gereği sanmaktadırlar.

Dine sokulan ve dinin bir parçası olarak gösterilen bu hurafeleri, bunları savunan kaynaklardan öğrenmek istiyorsanız size Pamuk yayınevinin “Kuranı Kerim’in Havas ve Esrarı” kitabı ile Kudret Şandra’nın derlediği “ Dert Sizde, Derman Bende, Şifa Reçeteleri” kitabını öneriyoruz. Gerek yayınevi, gerek kitabın ismi, gerek yazarın kimliği kitapların dîni kimlik kazanmasına sebep olmaktadır. Zaten binlerce hurafe ile dinin zorlaştırıldığı yetmiyormuş gibi, “dîni özel bilgiler” gibi takdim edilen hurafeler, Kuran’ın güzel dinini tanımayanların dîni; saçma, mantıksız, uydurma sanmalarına sebep olmuştur. Size yüzlerce hurafeyi sayamayacağımız için, bu iki kitaptan on örnek hurafeyi yazmakla yetineceğiz. Bu hurafelerde Allah’ın mübarek kelamı, rehberimiz Kuran’ın surelerinin nasıl kullanıldığı ayrı bir ibret vakasıdır:

 

 

Örnek Hurafe: Rum suresinde geçen bu üç ayeti kerime ile, Es Saffat suresindeki bu üç ayeti kerimeyi okumayı adet haline getiren kimselerin denizler, yahut da çöllerdeki kumlar kadar günahı olsa yine de Cenabı Hak bağışlar derlerdi. Bir kimse bu surenin tamamını ağız kısmı dar olan cam bir kap içerisine yazar ve hasta olmasını istediği kimsenin evine bırakırsa, o evde bulunanların tamamı derhal hastalanırlar. Hatta o eve, evin yabancısı olan bir kimse dahi girse derhal hastalığa yakalanır...

 

 

Örnek Hurafe:Sancıdan kıvranan bir hasta üzerine Mücadele suresi okunursa sancısı geçer ve tatlı tatlı uykuya dalar. Gece ve gündüz bu sureyi okumaya devam eden kimse hırsızlara karşı korunur. Surenin tamamı bir kağıt üzerine yazılıp herhangi bir mahsul üzerine atılırsa, o mahsul her türlü haşerenin tahribatından kurtulur, bolluk ve bereket meydana gelir.

 

 

Örnek Hurafe:Bir kimse Maun suresini ev eşyası üzerine okuyup üfürse, kırılmaktan ve kaybolmaktan kurtarılmış olur. Bu surenin okunmasını alışkanlık haline getiren kimsenin sözü her yerde geçerli olur. Hiç kimse bir dediğini iki edemez.

 

 

Örnek Hurafe:Para biriktirip zengin olmak isteyenler her namazın sonunda Humeze suresine devam etmelidirler. Bir kimseyi teşhir etmek için de 101 adet biber üzerine okunup, niyet edilene yakılır.

 

 

Örnek Hurafe:Sık sık hamamcı olan kimseler, bir şap üzerine Tarık suresi’ni okuyup, yastığın altına kor ve bu şekilde uyuduğu taktirde hamamcı olmaktan kurtulur.

 

 

Örnek Hurafe:Basur hastalığına yakalanan kimse namazların sonunda Ala suresini yedişer defa okursa hastalığı geçer. Cuma ezanında yazdırıp üzerine alan, kıskançlık, nazar ve sihre karşı kendini korur.

 

 

Örnek Hurafe:Felak suresini bir kağıt üzerine baştan sona yazıp, ayın son Cumartesi günü güneş doğmadan ve yedi kuyudan alınacak, güneş görmemiş kuyu suyuna çivit mürekkebi ile yazılıp silinerek, herhangi bir düşmanın üzerine, 41 kere de kapı eşiğine okunarak, o evde geçimsizlik çıkmasına ve ayrılmalara sebep olunur.

 

 

Örnek Hurafe:Bir çirişe 7 ilmik atılır. Birinci ilmiğe ..., ve yedinci ilmiğe Surei Kevser okunur. Her düğümde: “Yarabbi filanın şehvetini, cinsel organını aklını fikrini 360 beden azası ile 72 endamı ile bağladım ve düğümledim.” Bu çiriş rüzgara karşı asılır. İcap ettiğinde çözmek için kaybolmaması da şarttır.


 

Örnek Hurafe:İçinde 17 Mim harfi bulunan Ayetel Kürsi’yi yine bir çiriş alıp bakire bir kıza 17 kez düğümlenecek şekilde ilmik attırılır. Her ilmiğe 10 adet Ayetel Kürsi okunur... Kimin için niyetleniyor, ne için isteniyorsa “ Ya Rabbi falanın şehvetini, dilini ya da yolunu bağlıyorum. Ayetel Kürsi’deki İsmi Azamın ve esmai ilahiyenin yüzü hürmetine düğümledim.” diyerek bakire kıza bir düğüm attırılıp, işaretle hiç konuşmadan 17 ilmik böylece düğümlenir ve 170 adet Ayetel Kürsi okunmuş olur. Bu okunmuş çiriş karanlık bir yerde ağır bir taş altına konarak muhafaza edilir.

 

 

Örnek Hurafe:Erkekliği bağlı bir şahsın çözülmesi için; temiz bir kağıda Ayetel Kürsi, diğer bir kağıda da Surei Haşr’ın son dört ayeti ile Amener Resuli ayeti kelime olarak ayrı harf harf yazılır. Ayetel Kürsi sağ kola, diğer yazılı Amener Resuli ve Haşır Suresi sol kola bağlanır. Sonra hiç kullanılmamış bir baltanın deliğinden bağlı erkeklik uzvunu geçirip işer...

 

 


Kaynak : www.kurandakidin.net

 

 

 

 

Yorum (0) :: Bağlantı

12/11/2006 - Kur'an üfürük kitabı değildir...

Kuran Bizleri doğruya ulaştıran bir rehber (Huda) Yolumuzu aydınlatıcı bir ışık (Nur) Doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü (Furkan) İhtilaf içinde bocalayanlara bir delil (İlim) Tüm beşeriyet için bir mucize (Ayet) Kalplerinde manevi hastalık bulunanlara bir ilaç (Şifa) Sıkıntıdaki müminlere bir müjde (Büşra) Tüm insanlara bir öğüt ve hatırlatma (Zikr) Her şeyi detaylı olarak açıklayan bir yasa (Mufassal) Düşünenlere bir bilgelik kaynağı (Hikmet) Her şeyi açıklayan bir kitap (Tıbyan) Haklıyı belirleyen bir kanıt (Beyyine) Müminler için bir bağış (Rahmet) Geride kalmayıp ilerlemek isteyenler için bir uyarı (Zikra) Akleden müminler için apaçık bir kitap (Kitabul Mümin) Adalet arayan toplumlar için evrensel bir yasa (Hüküm) Peygamber’in risaletini devam ettiren ölümsüz bir elçi (Resul) Birbirine düşmüş insanları birleştirici bir ip (Hablullah) Müslümanlar için kıyamete dek yaşayan bir önder (İmam) Dirileri uyarsın diye gönderilen bir kitap (Kuranun Mübin)

 

İşte böyle nitelikteki bir Kitab’ın tüm bu niteliklerini gizlemek ve amacı dışında kullanmak için insanlardan ve cinlerden olan şeytanlar elele vermişler ve ne yazık ki bu şeytani tuzaklarına insanların çoğunu düşürmüşlerdir. İnsanları ortak koşuculuğun ve zulmün karanlığından Allah’a imana ve adaletin aydınlığına çıkaracak bir rehber olan Allah’ın kitabını yüzyıllardır sahtekarlar ve cahiller bir aspirin veya bir merhem gibi değerlendirmiş ve mikroplu üfürükleriyle istismar etmişlerdir. Allah’ın yüce kelamını basur, ishal, kabızlık gibi hastalıkları iyileştirmede büyüvari yöntemlerle kullanarak Kuran’a hakaret eden ve uydurdukları yalanları Allah adına halka yutturan üfürükçüler ve muskacılar toplumumuza çok büyük zararlar vermişlerdir.

 

De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattıklarının kötülüğünden Çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden Düğümlere üfürenlerin kötülüğünden Ve kıskandığı zaman kıskananın kötülüğünden. 
Kur'an-ı Kerim 

 

Allah düğümlere üfürenlerin kötülüğünden, bu tip büyüvari hareketlerin kötülüğünden kendisine sığınmamızı Kuran’da söylerken, Kuran’ı üfürme, düğümlere üfleme gibi yollarda kullanmak ne yaman bir çelişkidir! Uyduruk karelerde sureleri ve Arapça harfleri kullanarak yazılan muskalara, tılsımlara, efsunlara kudsi, mübarek, dîni bir hava verilmiş ve din namına özellikle halkın cahil kesimleri yüzyıllardır kandırılmıştır. Kuran’ın musikisi yerine manası, üfürülmesi yerine okunması, ölülere hitabı yerine canlılara hitabı asıl olmadıkça bu kaos, bu rezalet ne yazık ki devam edecektir.

 

Kaynak : www.kurandakidin.net

 

 


 

Yorum (0) :: Bağlantı

Arşiv | İşte Kuran
Allah, rızasına uyanları o Kitap'la esenlik ve barış yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp şaşmayan ve sapmayan dosdoğru yola kılavuzlar. / Kur'an-ı Kerim



Kategoriler

  • ALINTILAR
  • HURAFELERDEN_KURTULUS
  • KURAN_ILE_AYDINLANMA

  • Arkadaşlar

    kulkedisisendromu
    bulaniksu
    aysegulv
    keremcimm
    isyankarcocuk
    abrahampath
    ibrahimyolu
    yasinsengul
    chamdali
    cimkim
    Rahmetli645



    Linkler : Hanif Düşünce | İşte Kur'an | Kurandaki Din | Yöneliş Blok | Kuran'da arama yapınız | Kur'an çevirileri | Kadir Gecenizle Tanışın! |

    Site Meter